Ana içeriğe atla

Sıcak Hava


Sıcak bir günün ardından yorulmuş bünyeler ve baygın bakışlardan başka bir şey göremiyordum. Bu sıcak hava çöllerde yaşanan sıcak hava dalgalarını andırıyordu.
İnsanlar klima peşinde koşturuyor ve gölge bir yer arıyordu.Öğrenciler ise bu sıcakta sekiz saat durmaksızın çalışıyordu. Haftanın kırk saatini okulda geçirip geriye kalan altmış saatini uyuyarak geçiren öğrenciler, acınası gözlerle çevreye bakınıp çaresizce yardım bekliyorlardı. Halk ise sıcağı isyan bayraklarını dikmiş para kazanmanın yollarını arıyordu. Sıcakla baş edebilen kahramanlar klimanın altına oturmuş, uzun kollu gömleklerle sırıtıyorlardı camdan. Biz yorucu bir günü kolay hale getirmenin yollarını ararken başkaları çözümü teknolojide bulmuştu. 

Teknolojinin burada da karşımıza çıkması ilginçti bence. Günü kurtaran tekrar teknoloji olmuştu. İnsanların zekasını üçüncü boyuta taşıması artık herkesi etkilemiş, herkes teknolojiye ayak uydurmuştu. Soğuk su satan tezgahtarlar ise halinden memnundu. Kârlı bir işle günün sonuna gelen tezgahtar, sevincini kendi sattığı soğuk suyu içmekte buldu. Otobüse binen tezgahtar otobüsün dışarıdan serin olduğunu hemen anladı. Hiç inmek istemiyordu ama inmek zorundaydı. 

Sıcakla baş başa kalmadan eve gitmiş, camdan çocukların sesini duyup mutlu olmuştu tezgahtar. Belki hava sıcaktı ama yüzünüzdeki tebessümü alamayacak kadar da serindi. Bu sıcak hava bir kez yaşanır, günün önemini anlamak ise tüm insanların yüzünü güldürmeye yeter de artar. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sadi Şirazi Aşk Sözleri

           Sadi Şirazi Aşk Sözleri "Zulme uğrayanın kurumuş dudaklarına söyleyin gülsün, Bir gün mutlaka zalimin dişleri sökülecektir" Sadi-i Şirazi KabirIerinde rahat yatıp uyuyanIar, yeryüzünde haIkı rahat tutanIardır.  Kurdun kafasını, haIkın koyunIarını paraIadıktan sonra değiI, önce kesmek gerekir. Kendi ahIakını düşmanından dinIe; dostun gözünde her yaptığın iyidir.

Yaşama Sanatı : HAYAT

“Yaşam, kaybetmeyi öğrenmektir. ” derlerdi bize. Ahmet Ümit bir kitabında bunu şöyle açıklamıştı : “Kaybetme maceramız daha ana karnından çıktığımızda başlar. Hiç emek harcamadan hüküm sürdüğümüz, dünyanın en güvenli, en yumuşak korunağını, ana rahmini kaybederiz önce. Bizden intikam almak için bekleyen dünya, sanki niye çıktın oradan dercesine, gözlerimizi yakan ışıkları, kulaklarımızı tırmalayan gürültüsü, sıcağı, soğuğu, açlığı, kiri, hastalığıyla saldırır üzerimize. Ama biz de öyle kolay kolay pes etmeyiz. Kaybettiklerimizin yerine anında başka bir şey koyarız. Hem cennetimizi yitirsek de o kutsal yerin sahibi olan annemiz bizimledir, üstelik yanında bir de baba verilmiştir emrimize. Dışarıdaki dünyaya alışmaya başlayınca kaybettiğimiz cenneti hemen unutuveririz. Ancak büyüdükçe annemiz de babamız da bizden uzaklaşmaya başlar; onları kardeşlerimizle paylaştığımızı anlarız. Kardeşimiz yoksa babayı anneyle, anneyi ise babayla paylaştığımızı fark ederiz. Bize gösterilen ilgi günden gü...

Eski Van Fotoğrafları

1933 Ylı cumhuriyet caddesi